Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan: “Çerçeve yasaya şartlı bir destek sunuyoruz”
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Ankara’da “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” gündemli kürsü konuşmasında partisinin yaklaşımını açıkladı. Arıkan, desteğin koşulsuz olmadığını belirterek silahların bırakılması, örgütsel yapının tasfiyesi, TBMM’nin çözümün merkezi olması, hukuk, adalet, ekonomik kalkınma ve toplumsal bütünleşme başlıklarında şartlarını sıraladı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Ankara’da yaptığı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” gündemli kürsü konuşmasında partisinin teklife ilişkin tutumunu açıkladı. Arıkan, “Bizim için mesele yalnızca bir kanun teklifine ‘evet’ veya ‘hayır’ demekten ibaret değildir” diyerek Saadet Partisi’nin çerçeve yasaya şartlı destek sunduğunu bildirdi.
“TÜRKİYE BÜYÜK BİR DEVLETTİR”
Türkiye’nin devlet geleneğine ve birlikte yaşama tecrübesine işaret eden Arıkan, “Türkiye büyük bir devlettir. Büyüklüğümüz; yalnızca yüzölçümümüzden, nüfusumuzdan, ordumuzun gücünden ibaret değil. Türkiye; binlerce yıllık devlet geleneğinin, Anadolu'da asırlardır birlikte yaşama iradesinin, çok büyük acılardan sonra yeniden ayağa kalkabilme kudretinin adıdır.” ifadelerini kullandı.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılında Türkiye’nin geçmişten gelen meselelerini çözmek zorunda olduğunu belirten Arıkan, görüşülen kanunun ülkenin hem geçmişini hem geleceğini ilgilendirdiğini söyledi. Arıkan, “Onun için bugün kurulacak her cümlenin, atılacak her adımın, verilecek her oyun; siyasi hesapların çok üzerinde bir anlamı vardır.” dedi.
“MİLLİ GÖRÜŞ’ÜN TECRÜBESİ DERİNDİR”
Millî Görüş hareketinin konuya ilişkin geçmiş çalışmalarını hatırlatan Arıkan, Türkler ile Kürtler arasındaki kardeşliğin güçlendirilmesi ve terörün sona erdirilmesi amacıyla uzun yıllardır çalışma yürüttüklerini ifade etti.
Arıkan, 1991 ve 1994 yıllarında iki ayrı rapor yayımlandığını, Necmettin Erbakan’ın Bingöl’de yaptığı konuşmanın ardından DGM’de yargılandığını ve siyasi yasakla karşılaştığını hatırlattı. Saadet Partisi’nin 2009 yılında da “Gönüllü Birliktelik ve Kardeşlik” başlığıyla yeni bir raporu kamuoyuna sunduğunu kaydetti.
Arıkan, “Bizler, ne tek tipçi jakoben anlayışa teslim olduk, ne de küresel güçlerin ülkemiz üzerindeki oyunlarını görmezden geldik.” diyerek Millî Görüş hareketinin baskı ve eleştirilere rağmen birlik ve beraberliğe ilişkin görüşlerini savunmaya devam ettiğini söyledi.
“MESELE YALNIZCA ‘EVET’ VEYA ‘HAYIR’ DEMEKTEN İBARET DEĞİLDİR”
“Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürece ilişkin beklenti ve kaygılarını kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Arıkan, “Başından beri söylediğimiz bir şey var: ‘Terörsüz Türkiye’ müphem bir ifade, ihtiyacımız olan ‘Yaşanabilir Türkiye’dir dedik.” ifadelerini kullandı.
Saadet Partisi’nin yaklaşımını açıklayan Arıkan, “Asıl mesele, Türkiye'nin kendi sorunlarını kendi insanlarıyla, kendi Meclisiyle ve kendi hukuk düzeni içinde çözebilme iradesidir.” dedi.
Kaygı ve çekincelerini dile getirmeyi sürdüreceklerini vurgulayan Arıkan, bunların yeniden kutuplaşma ve çatışma siyasetine dönüşmesine izin vermeyeceklerini belirtti. Arıkan, “Toplumsal dayanışmayı, kardeşliği, hukuku, millet iradesini ve ortak geleceği güçlendirecek bir anlayışla bu sürece destek veriyoruz.” açıklamasında bulundu.
“BU DESTEK HERHANGİ BİR SİYASİ AKTÖRE KOŞULSUZ DESTEK DEĞİLDİR”
Arıkan, verilen desteğin iktidarın bütün uygulamalarına onay anlamına gelmediğinin altını çizerek, “Bu destek; herhangi bir siyasi aktöre koşulsuz bir destek değildir. İktidarın bütün uygulamalarına verilmiş bir onay değildir. Kanun teklifinin her maddesine peşinen kefalet değildir.” dedi.
Partisinin desteğinin Türkiye’nin sorunlarını kendi iradesiyle çözme çabasına yönelik olduğunu kaydeden Arıkan, “Bu ‘evet’, Türkiye'nin iç işlerine hiçbir küresel gücün, hiçbir emperyalist odağın müdahale edememesi için verilmiştir.” ifadelerini kullandı.
“TERÖRÜN SONA ERMESİNE EVET DİYORUZ”
Saadet Partisi’nin hangi başlıklara destek verdiğini sıralayan Arıkan, “Biz; terörün sona ermesine evet diyoruz. Silahların susmasına evet diyoruz. Kardeşliğe evet diyoruz. Hak ve özgürlüklere evet diyoruz. Hukukun üstünlüğüne evet diyoruz. Meclis iradesine ve istişareye evet diyoruz.” şeklinde konuştu.
Arıkan, karşı çıktıkları noktaları ise “Şiddetin meşrulaştırılmasına hayır diyoruz. Millet iradesinin devre dışı bırakılmasına hayır diyoruz. Kapalı kapılar ardında yürütülen süreçlere hayır diyoruz. Yeni vesayet anlayışlarına hayır diyoruz. Türkiye'nin geleceğinin başka hesaplara teslim edilmesine hayır diyoruz.” sözleriyle açıkladı.
“KALICI ÇÖZÜM ADALET, HUKUK VE KARDEŞLİKTEN GEÇİYOR”
Terör meselesinin çözümünün bir partinin seçim hesabı olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden Arıkan, silah bırakma ve tasfiyenin sürecin yalnızca başlangıç noktası olması gerektiğini söyledi.
Arıkan, “Türkiye adaletsizlik, ekonomik eşitsizlik, siyasi kutuplaşma ve kimlik çatışması üreten bir düzene devam ederse başka sorunlar ortaya çıkacak; terörü yeniden üretemeyecek bir Türkiye hedefine ulaşılamayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
Saadet Partisi’nin sürece başından itibaren kategorik biçimde karşı çıkmayı Millî Görüş birikimiyle bağdaştırmadığını ifade eden Arıkan, “Kalıcı çözüm; adalet, hukuk, toplumsal bütünleşme ve kardeşliği birlikte inşa etmekten geçmektedir.” dedi.
“MESELE, TERÖR BİTTİKTEN SONRA NASIL BİR TÜRKİYE KURACAĞIMIZDIR”
Saadet Partisi’nin “çerçeve yasaya karşı olmak veya desteklemek” şeklindeki ikili bir tercihe indirgenemeyeceğini belirten Arıkan, asıl hedefin terörü yeniden üreten zeminin ortadan kaldırılması olduğunu söyledi.
Partisinin değerlendirmelerinde silahların tamamen bırakılmasına ilişkin yöntem ve usullerin, örgütsel tasfiyenin, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünün, TBMM’nin çözümün merkezi olma niteliğinin ve şiddete bulaşmamış kişilerin topluma yeniden kazandırılmasının dikkate alındığını aktaran Arıkan, “Çünkü mesele yalnızca terörü bitirmek değildir. Mesele, terör bittikten sonra nasıl bir Türkiye kuracağımızdır. O nedenle, partimiz çerçeve yasaya şartlı bir destek sunmaktadır.” açıklamasını yaptı.
ŞARTLI DESTEĞİN BEŞ BAŞLIĞINI AÇIKLADI
Arıkan, Saadet Partisi’nin ilk şartının devlet otoritesi ve silahlı yapıların tasfiyesi olduğunu belirterek, “Terörü ortadan kaldırmak devletin asli görevidir. Devlet kendi ülkesinde silahlı bir yapının varlığını olağanlaştıramaz. Devletin egemenliğine alternatif bir silahlı otorite kabul edilemez.” dedi.
Silahların bırakılması, örgütsel yapının tasfiyesi ve devlet otoritesinin ülkenin her noktasında tesis edilmesi konusunda taviz verilemeyeceğini vurgulayan Arıkan, güvenlik tedbirlerinin tek başına yeterli olmayacağını ifade etti.
İkinci başlıkta terörü meydana getiren şartlara dikkat çeken Arıkan, “Terörü meydana getiren şartları ortadan kaldırmadan yalnızca silahlı unsurlara odaklanmak, hastalığın kendisini değil belirtilerini tedavi etmektir.” dedi. Ekonomik geri kalmışlık, işsizlik, bölgesel eşitsizlik, adalet duygusunun zedelenmesi, temel hak ve özgürlükler, devlet ile vatandaş arasındaki mesafe ve toplumsal kardeşliğin zayıflamasını aynı bütünün parçaları olarak sıraladı.
Üçüncü başlıkta terör nedeniyle yakınlarını kaybedenlerin adalet beklentilerinin dikkate alınması gerektiğini belirten Arıkan, “Toplumsal barış yalnızca bir tarafın beklentilerini karşılayarak kurulamaz. On yıllardır terör nedeniyle evladını, eşini, kardeşini kaybetmiş insanların yaşadığı acı yok sayılamaz.” ifadelerini kullandı.
Şehit aileleri ile gazilerin adalet beklentilerine işaret eden Arıkan, “Adalet duygusunun olmadığı yerde kalıcı toplumsal barış kurulamaz. Devlet bir yarayı kapatırken başka bir yara açmamalıdır.” dedi.
Dördüncü şartın ekonomik kalkınma olduğunu açıklayan Arıkan, “Terörsüz Türkiye hedefinin en büyük taşıyıcısı ekonomik kalkınma olmalıdır. Ekonomik bağımsızlık ile toplumsal huzur birbirinden ayrı düşünülemez.” değerlendirmesinde bulundu. Arıkan, işsizlik, yoksulluk ve bölgesel eşitsizliğin yoğun olduğu bölgelerin terörün insan kaynağı üretmesine daha açık hâle gelebileceğini savundu.
Beşinci başlıkta bölgesel gelişmelere değinen Arıkan, “Terörsüz Türkiye” hedefinin ABD ve İsrail’in bölgedeki politikalarından bağımsız ele alınamayacağını belirtti. Arıkan, “Terörsüz Türkiye süreci, ‘Terörsüz Bölge’ye dönüşmeli, Amerika ve İsrail'in bölgedeki emperyal politikalarını boşa çıkaracak bir zemini sağlamalıdır.” ifadelerini kullandı.
“TOPLUM SİZE NİÇİN GÜVENMİYOR”
Konuşmasında iktidara da eleştiriler yönelten Arıkan, toplumun bir bölümünün süreci umutla takip ederken aynı zamanda şüphe taşıdığını söyledi. Arıkan, vatandaşların terörün bitmesini, can kayıplarının sona ermesini ve kardeşliğin güçlenmesini istediğini ancak “Bu iktidara güvenebilir miyiz?” sorusunu da yönelttiğini ifade etti.
Bu soruyu soranların sürecin karşısında olmakla suçlanmaması gerektiğini belirten Arıkan, “Bu şüphenin sebepleri var. Bu sebeplerin önemli bir kısmını siz oluşturdunuz.” dedi.
Arıkan; hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı, uzun tutukluluklar, seçilmişlerin hukuk yoluyla görevlerinden uzaklaştırılması, ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri hakkı ile mahkeme kararlarının uygulanması konularındaki tartışmaları sıraladı.
“TOPLUMSAL BARIŞ GÜVEN İSTER”
Bu eleştirileri siyasi polemik amacıyla gündeme getirmediklerini söyleyen Arıkan, “Toplumsal barış güven ister. Ve güven; sadece kanun maddesiyle kurulmaz. Güven; siyasetin davranışlarıyla inşa edilir.” ifadelerini kullandı.
Arıkan, “Bir taraftan ‘Türkiye'de yeni bir dönem başlatıyoruz’ diyecek, öbür taraftan eski dönemin hukuk anlayışını devam ettirecekseniz olmaz. Bir taraftan ‘kardeşlik’ diyeceksiniz, öbür taraftan siyasi rakiplerinizi düşmanlaştıracaksınız. Olmaz. Bu çelişkiyi ortadan kaldırmak zorundasınız.” diye konuştu.
Türkiye’nin en zor meselelerini aklıselim, adalet, hukuk ve millet iradesiyle çözmesi gerektiğini vurgulayan Arıkan, geçmişte yaşanan tecrübelerin yeniden tekrarlanmaması çağrısında bulundu.
Arıkan, “Biz, söylememiz gerekeni söylemekle, uyarmamız gereken yerde uyarmakla, doğru adıma destek vermekle yükümlüyüz. Siz de üstlendiğiniz sorumluluğun gereğini eksiksiz yerine getirmekle yükümlüsünüz.” dedi.
Cumhuriyetin ikinci yüzyılına ilişkin hedeflerini de açıklayan Arıkan, “Biz istiyoruz ki; Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılı, geçmişin kavgalarının tekrarlandığı değil; kardeşliğin güçlendiği, adaletin hâkim olduğu, ekonomisi güçlü, dış politikası bağımsız, Yeniden Büyük Türkiye'nin yüzyılı olsun.” ifadelerini kullandı.
Kaynak: CUMHA - CUMHUR HABER AJANSI
Tepkiniz Nedir?
Beğenmek
0
Beğenmemek
0
Aşk
0
Eğlenceli
0
Sinirli
0
Üzgün
0
Vay
0