CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer: “TÜRKŞEKER Yaşamalı, Üretici de Fabrika da Zorda”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM KİT Komisyonunda TÜRKŞEKER’in 2023 ve 2024 yılı hesapları görüşülürken pancar üreticilerinin gelir kaybını, şeker fabrikalarının borç yükünü ve daralan pazar payını gündeme taşıdı. Amasya Suluova Şeker Fabrikasının yaklaşık 4,7 milyar liralık borcuna dikkat çeken Gürer, faizlerin silinmesi, borçların yapılandırılması ve 40 bin tonluk şeker kotasının TÜRKŞEKER’e devredilmesi için düzenleme yapılmasını istedi.
CHP Niğde Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu ile Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TÜRKŞEKER’in 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin hesaplarının görüşüldüğü TBMM KİT Komisyonu toplantısında, şeker pancarı üreticilerinin ve şeker fabrikalarının karşı karşıya bulunduğu ekonomik sorunları gündeme getirdi.
Şeker pancarının stratejik bir tarım ürünü olduğunu vurgulayan Gürer, yüksek faizlerin, enflasyonun, daralan pazar payının ve artan borç yükünün şeker fabrikalarını zor durumda bıraktığını belirtti. Kamuya ait fabrikalar ile kooperatif işletmelerinin yalnızca ticari kuruluşlar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Gürer, “TÜRKŞEKER yaşamalı. Üretici de fabrika da zorda.” mesajını verdi.
“ŞEKER PANCARI STRATEJİK BİR ÜRÜN”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker pancarının tarımdan sanayiye kadar geniş bir üretim zincirini kapsadığını belirterek şunları söyledi:
“Şeker pancarı stratejik bir ürün. Alım garantili, sözleşmeli üretim; aynı zamanda tohumunu, ilacını, gübresini satan, tarlaya taşıyan, tarlada eken, ektikten sonra fabrikaya götüren, fabrikada işleyen; işlendikten sonra merası, küspesi, alkolü ve şekeri ayrı ayrı değerlendirilen çok geniş bir kesimi kapsıyor. Bu bağlamda, şeker pancarının ülkemiz için önemli bir ürün olduğunun altını çizmek lazım. Bu yıl 22 milyon ton şeker pancarı üretileceği varsayılıyor.”
“ÖZELLEŞTİRME SONRASI ÇİFTÇİNİN GELİRİ GERİLEDİ”
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle birlikte pancar üreticilerinin geçmişte sahip olduğu bazı avantajları kaybettiğini söyleyen Gürer, teslimat koşullarının ve fire uygulamalarının çiftçinin gelirini olumsuz etkilediğini belirtti.
Gürer, “Şeker fabrikaları özelleşmeden önce kamu, çiftçiye destek amacıyla pancarı söktürür, kantara alır, firesini kendi karşılardı. Şimdi şeker fabrikaları özelleşti, ‘Ben ne zaman istersem o zaman getireceksin.’ diyor, fire çiftçiye kalıyor. Çiftçinin doğal olarak oradan da geliri gerilemiş oldu.” ifadelerini kullandı.
“NİŞASTA BAZLI ŞURUP VE TATLANDIRICI PAZARI İNCELENMELİ”
CHP'li Gürer, Türkiye'de nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcıların şeker pazarındaki etkisinin yalnızca üretim kotaları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Gürer, “Nişasta bazlı şurupla ya da tatlandırıcıyla ilgili genelde ‘Kota yüzde 5 civarında.’ denerek olay küçültülüyor. Ancak Türkiye’de nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcı kotasının yanında ithal gelen ürünler de var. Bunların Türkiye pazarındaki durumuna bakmak gerekiyor.” dedi.
Yurt dışında üretilerek Türkiye'ye getirilen ürünlerin de incelenmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Yakın ülkelere fabrika kurup ürünleri orada üreterek Türkiye’ye sokanların varlığı kamuoyunun bilgisinde. Bu nedenle Türkiye’nin kotası dışında yurt dışından giren ürünlerde de nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcının hangi noktada olduğunu görmek lazım. Çünkü pazar daralıyor. Bu anlamda sıkıntılı bir olgu.”
“PANCAR ÜRETİCİSİNE VERİLEN 3 BİN 720 LİRA YETERLİ DEĞİL”
Şeker pancarında kota uygulamasının üreticiler açısından uzun yıllardır sorun oluşturduğunu belirten Gürer, bazı bölgelerde pancar kotalarının el değiştirdiğini söyledi.
Gürer, “Kota sorunu farklı bölgelerde yıllardır süregelen bir sorun. Hatta kotasını satanların bile olduğunu yerinde biliyorum. Bu alanı da düzenlemek lazım. Münavebeli ekim olduğu kadar, şeker pancarından daha çok gelir elde ediliyorsa çiftçi gidip o ürünü ekmeyi bırakıyor.” diye konuştu.
Pancar üreticisi sayısındaki azalmaya dikkat çeken Gürer, geçmişte yaklaşık 380 bin olan üretici sayısının resmî yanıtlara göre 83 bine kadar gerilediğini, son dönemde ise 92 bin civarına çıktığının ifade edildiğini aktardı.
Gürer, “Şeker pancarı eken çiftçi para kazanamadığı gibi, eskiden küspeyi özel fabrikalar olmadan bedava alıyordu, bu bir avantajdı. Şimdi küspenin tonu 2 bin lira olmuş, pancara bu yıl verilen rakam 3 bin 720 lira. Neredeyse küspeyle pancar aynı değere eridiler.” dedi.
“BİZ 4 BİN 500 LİRA OLABİLİR DİYE UMUT EDİYORDUK”
Pancar alım fiyatının üreticinin beklentilerini karşılamadığını savunan Gürer, fiyat artışının enflasyonun altında kaldığını belirtti.
CHP Niğde Milletvekili Gürer, “3 bin 720 lira çiftçiyi kurtarmıyor. Beklentileri 4 binin üstünde bir rakamdı. Biz 4 bin 500 lira olabilir diye umut ediyorduk. Şekerde yüzde 24’lük artış var, pancarda yüzde 20’lik bir artış var. Buna rağmen üretici de sıkıntısını anlatıyor. Olaya tek taraflı bakarsak farklı görürüz ama bütüne bakarsak ortada bir sorun var.” ifadelerini kullandı.
Gürer, “Özellikle çiftçi açısından şeker pancarında bir yıllık artış yüzde 20, enflasyon yüzde 30. Enflasyonun yüzde 30 olduğu yerde girdi maliyetleri artıyorsa sorun var.” değerlendirmesinde bulundu.
“UCUZ TOHUM VERİM KAYBINA NEDEN OLUYOR”
Üreticinin artan maliyetler nedeniyle daha düşük fiyatlı tohumlara yöneldiğini belirten Gürer, bu tercihin verim ve rekolte kaybına yol açabileceğini söyledi.
Gürer, “Çiftçi ‘Ucuza mal edeyim.’ derse 40 bin liralık tohumu kullanamıyor, 10 bin liralık tohum kullanıyor. 10 bin liralık tohumu kullandığında da verim, rekolte düşüyor. Gene maliyet kendisi açısından olumsuza gidiyor. Çiftçi refahını sağlayacak girdi maliyetleri artı makul bir kârla fiyat belirlenmesinin gerekliliğine inanıyorum.” diye konuştu.
“ŞEKER FABRİKALARI BÖLGESEL KALKINMANIN MERKEZİNDEYDİ”
Şeker fabrikalarının Türkiye'nin sanayileşme tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Gürer, fabrikaların yalnızca üretim değil, eğitim, sosyal yaşam ve bölgesel kalkınma açısından da işlev üstlendiğini anlattı.
Gürer, “Ülkemizin şeker ihtiyacının millî kaynaklardan karşılanması amacıyla ilk fabrika 1926’da yapıldı. Şeker fabrikası, fabrika yapan fabrikaydı. İçinde spor alanları, eğitim birimleri, sosyal tesisleri, tiyatrosu ve sinemasıyla bölgesinin kalkınmasını önceleyen, önemseyen bir dokuydu. Şeker fabrikaları sanayimizin örnek ilk yatırımlarındandı.” dedi.
Kooperatiflerin mevcut yapısının da yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Gürer, “Türkiye’nin yalnızca tarımla ilgili bir kooperatif yasasını yeniden şekillendirmesi zorunludur.” ifadelerini kullandı.
Gürer, “Kooperatif üretim öncesini planlayacak. Şimdi kooperatif var, tohum satıyor, gübre satıyor, ticari işlem gibi yapıyor işi. Üretim aşamasında ürün gamına müdahil olamıyor. Bu yapının değiştirilmesi gerekiyor.” diye konuştu.
“TÜRKŞEKER NEDEN 600 BİN TON ŞEKER STOKUYLA YILA GİRİYOR?”
TÜRKŞEKER'in üretim, fiyatlandırma ve pazarlama politikalarının da incelenmesini isteyen Gürer, ambalajlı şeker fiyatları ile stok miktarları arasındaki ilişkiye dikkat çekti.
Gürer, “Türkşeker de piyasaya 50 kilogramlık çuval şekeri, 5 kilogramlık paket şeker fiyatının üstünde bir fiyatla veriyor. Hâlbuki paket küçüldükçe ambalaj gideri artar, maliyet daha yüksek olur. Ama orada elindeki stokları dikkate alarak 5 kilogramı teşvik ediyor.” dedi.
Türkiye'nin yıllık şeker tüketiminin yaklaşık 2 milyon 800 bin ton olduğunu ifade eden Gürer, stok miktarının nedenlerinin açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti.
Gürer, “Yılbaşına 600 bin ton stokla giriyorsa bunun bir nedeni olmalı. Üretilen şekerin pazar payı neden düştü? Bunun sebebi nişasta bazlı şurup mudur, kaçak giriş midir, üretimle ilgili sorunlar mıdır? Buna bakmak lazım.” ifadelerini kullandı.
“SULUOVA ŞEKER FABRİKASI 4,7 MİLYAR LİRALIK BORÇLA AYAKTA KALMAYA ÇALIŞIYOR”
Amasya Suluova Şeker Fabrikasının mali durumunu TBMM KİT Komisyonunun gündemine taşıyan Gürer, 1954 yılında kurulan fabrikanın yüksek borç ve faiz yükü nedeniyle üretim faaliyetlerini sürdürmekte zorlandığını söyledi.
Gürer, “Amasya Suluova Fabrikası 1954 yılında kurulmuştur. Bu fabrika, şu anda gerçek anlamda artık var olan maddi durumu nedeniyle çalışamama boyutuna gelmiş durumda.” dedi.
Fabrikanın yalnızca şeker üretmediğini, bölge hayvancılığına ve tarımsal faaliyetlere de katkıda bulunduğunu belirten Gürer, kuruluşun ekonomik önemini şu sözlerle anlattı:
“Suluova Şeker Fabrikası, Amasya, Samsun, Tokat ve Çorum illerini kapsayan 32 bölgede yaklaşık 70 bin ortağı bulunan bir kooperatif yönetimidir. 80 bin ton şeker kotasına sahip, yıllık 18 milyon litre kapasiteli tarımsal kökenli gıda ve ülkemizde ilk tıbbi kullanıma yönelik etanol üretim tesisi bulunan bir kuruluştur. Küspe kurutma tesisi bulunan fabrika yaklaşık 180 bin ton yaş küspe ve 35 bin ton melas da üretiyor.”
Gürer, fabrikanın Orta ve Doğu Karadeniz'de hayvancılık, nakliye ve bölgesel ticaret açısından önemli bir ekonomik faaliyet alanı oluşturduğunu vurguladı.
“FAİZ ÖDEMELERİ YAKLAŞIK 24 KAT ARTTI”
Suluova Şeker Fabrikasının 2023 yılına kadar kârlı bir işletme olduğunu belirten Gürer, sonraki dönemde kredi maliyetleri ve enflasyon nedeniyle gelir-gider dengesinin bozulduğunu ifade etti.
Gürer, “2023 yılına kadar kârlı bir kuruluş olan fabrika, kredi borçlarını ödeyememesi ve enflasyon karşısında gelir-gider dengesinin bozulması nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıyadır. Bazı yıllar yüzde 67’ye kadar çıkan faizlerle borçlarını ödeyemez duruma düşmüştür. 4,7 milyara yaklaşan bir borçla ayakta durmaya çalışmaktadır.” dedi.
Faiz yükündeki artışa dikkat çeken Gürer, “Yalnızca 2023 yılında bankalara ödediği faiz miktarı borç stoklarının yüzde 10’unu oluştururken faiz oranlarındaki artış nedeniyle 2026 yılında bu oran yüzde 46’ya çıkmıştır. Aynı dönemde bankalara ödediği faiz tutarı yaklaşık 24 kat artmıştır. Bankalara olan borç yükü de 4,4 kat büyümüştür. Bu durum sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır.” ifadelerini kullandı.
“KAMU BANKALARINA 3,9 MİLYAR, TÜRKŞEKER'E 840 MİLYON LİRA BORÇ VAR”
Amasya ve Turhal Pancar Ekicileri Kooperatiflerinin iştiraki olan şirketin finansal yükümlülüklerini açıklayan Gürer, kamu bankaları ile TÜRKŞEKER'e olan borçların üretimin devamlılığını tehdit ettiğini belirtti.
Gürer, “70 bin ortaklı Amasya ve Turhal Pancar Ekicileri Kooperatifinin iştiraki olan şirket, kamusal nitelikleri nedeniyle piyasa kurallarına, şeker ve diğer mevzuata uyum konusunda hassasiyet göstererek faaliyetini sürdürürken kendi iradesi dışında gerçekleşen ekonomik sorunlar nedeniyle borç sarmalına girmiştir.” dedi.
Borç tutarlarını paylaşan Gürer, “Şirketin başta Halk Bankası olmak üzere kamu bankalarına 3 milyar 900 milyon lira, TÜRKŞEKER’e 840 milyon liraya yaklaşan kredi ve borç yükümlülüğü bulunmaktadır. Toplam borç tutarı 4 milyar 700 milyon lira civarındadır.” ifadelerini kullandı.
“BORÇLAR YAPILANDIRILMALI, FAİZLER SİLİNMELİ”
Fabrikanın işletme faaliyetlerinden sağladığı kaynakların önemli bölümünün borç ve faiz ödemelerine ayrıldığını belirten Gürer, mevcut finansal yapının üretimin sürdürülebilirliğini tehlikeye attığını söyledi.
Gürer, “Mevcut finansal yapı nedeniyle şirket, işletme faaliyetlerinden elde ettiği kaynakların önemli bir bölümünü borç ve faiz ödemeye ayırmaktadır. Bu durum işletme sermayesi ihtiyacını ve üretimin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyen ciddi bir finansal baskı oluşturmaktadır.” dedi.
Kalıcı bir çözüm için kamu desteği gerektiğini vurgulayan Gürer, “Şirketin kamuya olan borç yükünün azaltılması ve mali yapısının sürdürülebilir hâle getirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda şirketin borçlarının yapılandırılması, faizlerinin silinmesi, ek destek sağlanması ve ek borç yükümlülüklerinin indirilmesi gereklidir.” çağrısında bulundu.
“40 BİN TONLUK ŞEKER KOTASI TÜRKŞEKER'E DEVREDİLSİN”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Suluova Şeker Fabrikasının borç sorununun çözümü için kısmi kota devri önerisini de TBMM KİT Komisyonunda gündeme taşıdı.
Gürer, “Kısmi kota devri için yasal düzenlemeler yapılarak yaklaşık 40 bin ton şeker kotasının TÜRKŞEKER’e devredilmesi ve elde edilecek ekonomik değer üzerinden kamuya olan borçların tamamen mahsup edilmesinin yolu açılmalıdır.” dedi.
Fabrika ortaklarının TÜRKŞEKER'den çözüm sürecine katılmasını beklediğini belirten Gürer, TÜRKŞEKER yönetimine hitaben, “Sayın Genel Müdürüm, böyle bir önerileri var. Yani sizin bu kurtarma operasyonunda yer almanızı talep ediyor fabrikanın ortakları.” ifadelerini kullandı.
Gürer, “Şirketin faaliyetlerinin devamlılığını sağlayacak, kamu alacaklarının tahsilini güvence altına alacak ve tüm tarafları gözeten hukuki ve mali bir çözüm modeli geliştirilmelidir.” dedi.
“BU SEYREDİLECEK BİR DURUM DEĞİLDİR, ÇÖZÜM ÜRETİLMELİDİR”
Suluova Şeker Fabrikasının yaşadığı finansal sorunların başka şeker fabrikalarında da görüldüğünü belirten Gürer, yüksek faiz ve finansmana erişim güçlüklerinin sektör genelinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Gürer, “2023 yılına kadar üretim ve satış sorunları bulunmayan şirket, 2023 yılından sonra yaşanan makroekonomik göstergelerdeki ve yapılardaki bozulma, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve yüksek faiz ortamı nedeniyle zarar eder duruma gelmiştir. Bu seyredilecek bir durum değildir, çözüm üretilmelidir.” dedi.
TÜRKŞEKER'in de zarar ettiğine dikkat çeken Gürer, “Bazı şeker fabrikalarında da benzer durumlar olduğu gibi TÜRKŞEKER’in de zarar ettiği görülmektedir. Zararın önemli bir kaynağının belirttiğim fabrikanın da yaşadığı sorunlarla bağlantılı olduğunu düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu.
“PANCAR ÜRETİMİ DARALIRSA HAYVANCILIK VE İSTİHDAM DA ETKİLENİR”
Şeker fabrikalarının mali sorunlarının yalnızca işletmeleri değil, pancar üreticilerini, hayvancılığı, nakliye sektörünü ve bölgesel istihdamı da etkileyeceğini belirten Gürer, kamuya ait ve kooperatif bünyesindeki fabrikaların korunması gerektiğini vurguladı.
Gürer, “Bu süreç böyle devam ederse pancar üretim alanlarının daralması, pancar çiftçisinin sayısının azalması, tatlandırıcı ve nişasta bazlı şeker için daha çok pazar oluşması, bölge hayvancılığının olumsuz etkilenmesi, küspe ve melas üretiminde düşüşler yaşanması, tarımsal üretim ve istihdamın daha da daralması, üretim altyapısının zayıflaması ve ekonomik değerlerin atıl kalması riski ortaya çıkacaktır.” dedi.
Şeker fabrikalarının ekonomik ve sosyal etkilerinin birlikte değerlendirilmesini isteyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Şeker fabrikaları yalnızca bir işletme sorunu olarak görülmemelidir. Yaşanan sorunlar bölgesel kalkınmayı, tarımı, istihdamı, hayvancılığı ve şeker üretim zincirini doğrudan sarsacak niteliktedir. Özellikle özel sektör dışındaki, başta kooperatifler olmak üzere şeker fabrikaları bir bütün olarak ele alınmalı ve çözüm üretilmelidir.”
Tepkiniz Nedir?
Beğenmek
0
Beğenmemek
0
Aşk
0
Eğlenceli
0
Sinirli
0
Üzgün
0
Vay
0